İki insanın farklı şeylere inanması, tek başına ilişki sorunu yaratmaz. Birçok çift farklı ibadet düzeyleriyle, farklı geleneklerle ya da şüphe ve kesinliğe farklı yakınlıklarla birlikte yaşayabilir. Bazıları bu farkın etrafında cömert ve saygılı bir ortak hayat kurar.
Sorun, inanç bir farklılık olmaktan çıkıp sadakat sınavına dönüştüğünde başlar.
"Benimle gelir misin?" sorusu "Ailemden utanıyor musun?"a dönüşür.
"Çocukları bu şekilde yetiştirebilir miyiz?" sorusu "Beni ben yapan şeye saygı duyuyor musun?"a dönüşür.
"Buna katılmak istemiyorum" cümlesi "Ailemi reddediyorsun"a dönüşür.
Yüzeydeki konu ibadete gitmek, bayramlar, yemek kuralları, örtünme ya da giyim, dua, alkol, seks, yas ritüelleri veya çocuklara ne öğretileceği olabilir. Daha derindeki konu ise aidiyettir.
Yara saygıyla ilgiliyse inancı tartışmayın
Birçok çift, yara ilişkiselken teoloji tartışmaya başlar.
Bir partner bir uygulamanın neden önemli olduğunu anlatır. Diğeri neden inanmadığını anlatır. İlki küçümsendiğini duyar. İkincisi baskı hisseder. Kısa sürede konu bir akşam yemeği, bir tören ya da bir çocuk yetiştirme kararı olmaktan çıkar. İki kişinin de bu ilişkide tam olarak kendisi olup olamayacağına döner.
İnancı tartışmadan önce ilişki korkusunu adlandırın.
"Benim inandığıma inanmanı istemiyorum. Bunun benim için önemli olduğuna saygı duyup duyamayacağını bilmek istiyorum."
Ya da:
"İnancını silmeye çalışmıyorum. Ailemizde benim vicdanıma yer kalmayacak diye korkuyorum."
Bu cümleler pratik sorunu çözmez. Ama pratik sorunun kimlik savaşına dönüşmesini engeller.
Çocuklar belirsiz anlaşmaları çökertir
Birçok dinler arası ya da karma pratikli çift, çocuklar gelene kadar görece iyi idare eder. Çocuklardan önce her partner gelenekle ilişkisini kendi içinde yönetebilir. Çocuklardan sonra soru kamusal hale gelir: isim, törenler, okul, büyükanne ve büyükbabalar, bayramlar, beslenme kuralları, dua ve evde neyin "doğru" olarak öğretileceği.
Evlilik öncesi belirsiz anlaşmalar çoğu zaman burada çöker. "İkisini de tanıtırız" kulağa cömert gelir; ta ki bir taraf vaftiz beklerken başka bir taraf sünnet bekleyene, biri pazar ayini isterken diğeri cuma namazı isteyene ve herkes "tanıtmak"tan farklı bir şey anlayana kadar.
Çiftlerin daha somut bir dile ihtiyacı vardır:
Haftalık olarak ne yapacağız?
Yıllık olarak ne yapacağız?
Neyi asla zorlamayacağız?
Büyükanneler ve büyükbabalar neyi öğretme hakkına sahip olacak?
Çocuk neyi sorma özgürlüğüne sahip olacak?
Amaç kusursuz bir anayasa yazmak değildir. Amaç, çocuk bir savaş alanına dönüşmeden önce söylenmemiş varsayımları görmektir.
Saygı ile katılım aynı şey değildir
Bir partner her uygulamaya katılmadan bir geleneğe saygı duyabilir. Diğeri, din değiştirme talep etmeden katılım isteyebilir. Çiftler bu seçenekleri ya hep ya hiç gibi gördüğünde tıkanır.
Daha kullanışlı bir ölçek en az dört düzey içerir:
- Tanıklık: "Senin için önemli olduğu için orada bulunacağım."
- Katılım: "Vicdanıma aykırı düşmeyecek şekilde bu ritüele katılacağım."
- Destek: "Bu uygulamanın ailemizde yer bulmasına yardım edeceğim."
- Benimseme: "Bunu artık ben de uyguluyorum."
Her talep dördüncü düzeymiş gibi ele alınmadığında birçok kavga yumuşar. Bir partner bir bayram yemeğine gitmeye, çocuğun bir geleneği öğrenmesine yardım etmeye ya da kendisinin sahip olmadığı bir inanç iddiasında bulunmadan bir törende saygıyla oturmaya razı olabilir.
Aynı şekilde dindar partnerin de şunu duymaya ihtiyacı olabilir: "Bu ritüele katılamam" otomatik olarak küçümseme değildir. Bazen vicdandır.
Aile baskısı çift sınırı ister
İnanç farklılıkları çoğu zaman büyür; çünkü odadaki tek seyirci çift değildir. Ebeveynler, kardeşler, din görevlileri, arkadaşlar ve topluluk üyeleri de beklenti taşır. Bir partner yalnızca eşiyle pazarlık etmiyor, nesillerin önünde ilişkiyi savunuyor gibi hissedebilir.
Çiftin ikisinin de sahiplenebileceği bir sınır cümlesine ihtiyacı vardır:
"Evimizdeki uygulamanın ne olacağına hâlâ biz karar veriyoruz. Sizi dinleyeceğiz; ama geniş aile baskısının bizim yerimize karar vermesine izin vermeyeceğiz."
Bu cümle iki tarafı da korur. Dindar aileye geleneğin alaya alınmadığını söyler. Daha az dindar ya da farklı inançtan partnere de sayıca ezilmeyeceğini söyler.
Gerçek ölçü
Bir inanç farkı, iki partner de şunu söyleyebildiğinde taşınabilir hale gelir:
"Bana yakın olmak için bana dönüşmek zorunda değilsin."
Ve:
"Seni sevmek için kendimi silmek zorunda değilim."
Bazı çiftler tek bir ortak yol seçer. Bazıları karma bir ev kurar. Bazıları farklarının uzlaşamayacak kadar merkezi olduğuna karar verir. Üç sonuç da dürüstlüğü hak eder.
İşe yaramayan şey, fark küçükmüş gibi davranıp bedelin tamamını sessizce bir partnerin taşımasını beklemektir.
İnanç; anlam, aile, disiplin, teselli ve ahlaki ciddiyet kaynağı olabilir. Şüphe, seküler hayat ya da başka bir gelenek de aynı dürüstlükle taşınabilir. Çiftin görevi, kimin iç dünyasının meşru olduğuna karar vermek değildir. Görev, iki kişinin de en derin bağlılıklarının yenilmesi gereken bir sorun gibi görülmediği bir ev kurmaktır.
İnancı hane otoritesinden ayırın
Çiftler inancı emirle karıştırdığında farklar daha kolay sertleşir. Bir partnerin dua, beslenme, cinsellik, toplumsal cinsiyet rolleri, bayramlar, para ya da topluluk hayatı hakkında samimi bir kanaati olabilir. Diğer partner bu kanaate saygı duyabilir; ama bunun tüm hanenin kuralı olmasına razı olmayabilir.
Ayrım temel önemdedir: "Bu benim için çok kutsal" cümlesi, "Bu bizim evin kuralı olmalı" cümlesiyle aynı değildir. Çiftlerin bağlılığa ve vicdana yeri olmalıdır; ama rızaya da yeri olmalıdır. Dindar partner kutsal olanı saklamak zorunda kalmamalıdır. Daha az dindar partner de eşit söz hakkı istediği için ahlaken umursamaz gibi görülmemelidir.
Bu özellikle geniş aileyle ilgili konularda önemlidir. Bazen çift farkı özel hayatında taşıyabilir; ama baskı ebeveynlerden, din görevlilerinden, topluluk beklentisinden ya da siyasi kimlikten gelir. O zaman çift, evlilik içinde kimin sesinin yetkili olduğuna karar vermelidir. Büyüklere ya da topluluğa saygı duymak, çiftin sınırlarını onlara devretmek değildir.
Uzlaşmadan önce sorulacak sorular
Çözüm aramadan önce üç soru sorun. Birincisi: "Bu bir inanç mı, tercih mi, korku mu, sadakat mi?" Bir bayram uygulaması inanç gibi görünebilir ama ölmüş bir ebeveyne duyulan yas taşıyabilir. Bir giyim tartışması kontrol gibi görünebilir ama toplum içinde yargılanma korkusu taşıyabilir. Katmanı doğru adlandırmak önemlidir.
İkincisi: "İstediğin her şey olmasa bile sana saygı duyulduğunu ne hissettirir?" Birçok dinler arası ve karma inançlı çift, saygı açıkça görüldüğünde uzlaşmayı daha kolay taşır.
Üçüncüsü: "Çocuklar, aile ritüelleri, para, seks ve kamusal kimlik bu meselenin neresine giriyor?" Çiftler zor olduğu için bu konuları erteleyebilir; sonra baskı altında karşılarına çıktığını görürler. Düğün, hamilelik, bayram dönemi ya da aile ziyareti öncesinde yapılan sakin bir konuşma, birinin ihanete uğramış hissetmesinden sonraki kriz konuşmasından çok daha şefkatlidir.
Kaynaklar
- Annette Mahoney, Kenneth I. Pargament, Tracey Jewell, Aaron B. Swank, Eric Scott, Erin Emery ve Mark Rye, "Marriage and the spiritual realm", Journal of Family Psychology, 1999.
- The Gottman Institute, "Managing Conflict: Solvable vs. Perpetual Problems".
- Froma Walsh, Spiritual Resources in Family Therapy, 2009.
İlgili okumalar
- Farklı Siyasi Görüşlere Sahip Çiftler: Sessizleşmeden Saygılı Kalmak
- %69 Kuralı: İlişki Sorunlarınızın Çoğu Neden Asla Tam Çözülmez?
Bu makale dini inanç ve inançsızlık konusunda tarafsızdır. Amaç dünya görüşlerini sıralamak değil, çiftlerin somut aile kararları alırken saygıyı korumasına yardımcı olmaktır.