Duygusal çağrı, yakınlık kurmak için atılan küçük bir adımdır. Bazen çok açıktır: "Gel, şuna bak." Bazen de daha sessiz gelir: bir iç çekiş, bir şaka, işten anlatılan kısa bir olay, masada elinizin yanına bırakılan bir el, ya da aslında "Bugünün ne kadar zor geçtiğini görüyor musun?" diyen bir şikayet.

Çoğu çift büyük olayları fark etmeye alışır: kavga, yıl dönümü, ihanet, özür, kriz. Oysa ilişkinin havası çoğu zaman daha küçük anlarda oluşur. Mesele yalnızca iki insanın birbirini sevip sevmediği değildir. Mesele, birbirlerinin iç dünyasına açılan o küçük davetleri hâlâ fark edip etmedikleridir.

Uzaklaşma çoğu zaman, bir şey istemek fazla riskli hissettirmeye başladığında başlar.

Karşılık vermemenin sessiz hesabı

Tek bir kaçırılmış çağrı çoğu zaman fazla şey ifade etmez. Biri yorgundur. Biri araba kullanıyordur. Biri poşet taşıyordur ya da iş mesajına bakıyordur. Sağlıklı çiftler de birbirlerinin küçük çağrılarını sık sık kaçırır.

Tehlikeli olan tek seferlik kaçırma değildir. Tehlikeli olan, bir partnerin artık kaçırılmayı beklemeye başlamasıdır.

Önce "Şunu dinle" der. Sonra "Boş ver" der. Bir süre sonra hiçbir şey söylemez. İlişki dışarıdan daha sakin görünebilir; ama bu sakinlik huzur değildir. Uzanma isteğinin azalmasıdır.

John Gottman'ın çalışmaları, bu küçük çağrılara "yönelme", "uzak kalma" ve "karşı çıkma" dilini yaygınlaştırdı. Yönelmek büyük romantik jestler gerektirmez. Bazen sadece şudur: "Bir saniye ver, bunu dinlemek istiyorum." Uzak kalmak hiç karşılık vermemektir. Karşı çıkmak ise tahammülsüzlükle cevap vermektir: "Neden beni hep bölüyorsun?"

Çiftlerin her an hazır ve müsait olması gerekmez. İhtiyaç duydukları şey, uzanmanın hâlâ işe yaradığına dair yeterince kanıttır.

Bu çağrıları yanlış okumak neden kolaydır

Birçok duygusal çağrı, kendini çağrı gibi tanıtmaz. Lojistik bir mesele ya da şikayet gibi gelir.

"Mutfak berbat halde" demek bazen "Yardıma ihtiyacım var" demektir. Bazen de "Bu evde kendimi yalnız hissediyorum" demektir. Partner yalnızca eleştiriyi duyarsa savunmaya geçer. Alttaki çağrıyı duyarsa cevap değişebilir: "Haklısın. Fazlasını sana bıraktım. On dakika ver, tezgahları ben toparlayayım."

"Yine geç kaldın" bazen "Ben senin için önemli miyim?" demektir. "Sürekli telefondasın" bazen "Seni özledim" demektir. "Bana hiçbir şey anlatmıyorsun" bazen "Dünyana girmek istiyorum" demektir.

Bu, her şikayeti romantikleştirmek gerektiği anlamına gelmez. Bazı şikayetler gerçekten davranış değişikliği ister. Ama yine de alttaki duygusal çağrı önemlidir; çünkü davranışın hangi yarayı açtığını gösterir.

Cevap vermeyi kolaylaştırmak

Çağrıyı yapan kişi, partnerinin tahmin yürütmesini azaltarak işe başlayabilir.

Şunun yerine:

"Vay be, telefona ayıracak vaktin var demek."

Şunu deneyin:

"Sana ulaşmaya çalışıyorum ama kötü ifade ediyorum. Telefonunu beş dakikalığına bırakabilir misin?"

Şunun yerine:

"Boş ver."

Şunu deneyin:

"İlgilenmeni istemiştim. Başka yere bakınca utandım."

Açık çağrılar kırılgandır; çünkü partnerinize daha net bir "evet" ya da "hayır" deme fırsatı verir. Bu yüzden birçok kişi onları alay, ima veya kırgınlık içine saklar. Saklı çağrı gururu korur. Ama yakınlığı da zorlaştırır.

O anda müsait değilseniz nasıl cevap verilir

Yönelmek, her şeyi bırakmak demek değildir. Bazen dinleyemezsiniz. Bebek ağlıyordur, e-posta acildir, araba ilgilenilmek istiyordur ya da kendi sinir sisteminiz zaten doludur.

Onarım, müsaitmiş gibi yapmak değildir. Onarım, çağrının sizde yer ettiğini göstermektir:

"Bunu dinlemek istiyorum. Yemek yaparken hakkını veremem. Akşam yemeğinden sonra konuşalım mı?"

Bu cümle, küçük çağrının bir hükme dönüşmesini önler. Uzanmaya çalışan partnere "Seni fark ettim" der.

Asıl uyarı işareti

Uyarı işareti kavga değildir. Birbirine bağlı birçok çift kavga eder. Asıl uyarı işareti, artık küçük çağrıların hiç gelmemesidir.

Partnerler küçük küçük uzanmaktan vazgeçtiğinde ilişki verimli ama yalnız bir hale gelebilir. İşler yürür. Çocuklar alınır. Faturalar ödenir. Bayramlar geçirilir. Ama iki kişinin arasındaki özel kapı daralır.

Onarım küçük başlar; çünkü yara da küçük küçük başlamıştır.

Başını kaldır.

Hikayeye cevap ver.

Şakaya gül.

Ele dokun.

"Şimdi dinliyorum" de.

İlişki yalnızca büyük konuşmalarda kurulmaz. Bir kişinin "Benimle misin?" diye sorduğu, diğerinin de "Evet, hâlâ buradayım" cevabını gösterdiği küçücük anlarda kurulur.

En faydalı onarım, geçen ay kaçırılan her çağrının hesabını çıkarmak değildir. Bu, özlemi muhasebeye çevirir. Bir sonraki küçük uzanmayla başlayın. Partnerinize, belki de fark etmediği bir çağrı biçiminizi söyleyin: "Sana şarkı gönderdiğimde ruh halimi paylaşmaya çalışıyorum" ya da "Çay ister misin diye sorduğumda, aslında birlikte bir dakika geçirmek isteyip istemediğini de soruyorum." Birçok partner ilgisiz olduğu için değil, neyin kapı aralığı sayıldığını bilmediği için bu çağrıları kaçırır.

Kaçırılan çağrılar neden sessizce birikir

Çoğu çift tek bir büyük çağrı reddedildiği için uzaklaşmaz. Küçük çağrılar tekrar tekrar karşılıksız kaldığı için uzaklaşır. Biri yürüyüşte komik bir şeyi gösterir, diğeri ekrana bakmaya devam eder. Biri "İşte ne oldu dinle" der, diğeri başını kaldırmadan cevap verir. Bu anların hiçbiri tek başına kavga çıkaracak kadar büyük görünmez; bu yüzden incinen kişi çoğu zaman hayal kırıklığını yutar.

Sorun şu ki beden kabaca sayar. Yeterince çok çağrı karşılıksız kalınca kişi onları yapmayı bırakabilir. Bu sessizlik dışarıdan bağımsızlık gibi görünebilir. İlişkinin içinde ise çoğu zaman "Artık uzanmamayı öğrendim" anlamına gelir. Çift mesafeyi fark ettiğinde önemli soru yalnızca geçen hafta ne olduğuyla ilgili değildir. Bir partnerin ne kadar zamandır ilgi için yoklama yaptığı ve kaybettiğiyle ilgilidir.

Yeniden yönelmeye başlamak

Yönelmek tiyatral bir coşku gerektirmez. Çağrının size ulaştığını görünür kılmak yeterlidir. Telefonu ters çevirin. Bir takip sorusu sorun. Yorgun olsanız bile şakaya gülümseyin. "Bunu dinlemek istiyorum ama önce şu işi bitirmek için on dakikaya ihtiyacım var" deyin. Bu son cevap önemlidir; çünkü erteleme ile yok oluş aynı şey değildir.

Yoğun çalışan, bakım veren, ebeveynlik yapan ya da düzensiz saatlerde yaşayan çiftlerin açıkça belirlenmiş "bağ kurma pencerelerine" ihtiyacı olabilir. Amaç sürekli ulaşılabilir olmak değildir. Amaç güvenilir biçimde erişilebilir olmaktır. İlişkide "şimdi değil; sonra evet ve ciddiyim" örüntüsü güvenilir olduğunda, partner "şimdi değil"i daha kolay kaldırır.

Bir çağrıyı kaçırdıysanız doğrudan onarın: "Az önce bana bir şey anlatmaya çalışırken seni geçiştirdim. Ona dönmek istiyorum." Küçük bir cümledir; ama diğer kişiye uzanmasının aptalca olmadığını söyler.

Kaynaklar

  • John M. Gottman ve Nan Silver, The Seven Principles for Making Marriage Work, 1999.
  • The Gottman Institute, “Turn Toward Instead of Away”.
  • Harry T. Reis ve Phillip Shaver, intimacy as an interpersonal process, in Handbook of Personal Relationships, 1988.

İlgili okumalar


Bu makale eğitim amaçlı ilişki bilimi içeriğidir. Duygusal ihmal, istismar veya zorlayıcı kontrolü değil, sıradan kopuş ve uzaklaşma anlarını ele alır.